BİYOLOJİ EĞİTİMİNDE EVRİM SEMPOZYUMU İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Malatya 3-4 Mayıs 2007
21.YÜZYILDA EVRİMİN BİLİMDEKİ KONUMU VE UYGULAMA ALANLARI
Nasip DEMİRKUŞ* Özlem CİHANGİR*
*Yüzüncü Yıl
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Orta Öğretim Fen ve Matematik Bölümü, VAN
|
ÖZET
|
|
GİRİŞ
21.Yüzyılda gelişen teknoloji
ve çığ gibi büyüyen bilimsel bilgi yığını; evrimin bilimdeki konumu
ile ilişkilendirilip disiplinize edilmesi son derece önemlidir. Eğer bu
gerçekleştirilmezse; bilgi yığını içinde; özgünlüğüne liyakati ile
kavuşmamış veya kaos
tartışmaları ile çıkmaza girmiş bir evrim bilimi ile baş başa kalırız.
Bunun için evrim bilim dalının liyakatli ve verimli disiplin
anlayışı ile 21. yüzyılda konumunun ve hedefinin belirlemesi zorunlu
gözükmektedir. EVRİMLE İLGİLİ BAZI TEMEL
KAVRAMLAR Enerji:
tüm
varlıkların meydana geldiği ve geri dönüştüğü toplam (total) potansiyel gücü ifade eden bir kavramdır.
Enerji tüm varlıkların kişilik kazandığı ve şekillendiği hamuru gibidir.
Kâinatta çeşitli enerji halleri
mevcuttur. Ör. katı, sıvı, gaz, ısı, ışık..vb. Enerji doğal ve sanal
enerji döngüleriyle hal değiştirir. Enerji hiç bir zaman israf olmayacak
bir döngü içinde devamlı varlıkların kisvesi altında (varlık olarak)
hal değiştirerek ömrünü geleceğe taşımaktadır.
Bilim: Doğadaki pozitif öncelikli (nesnel) bilgilere dayalı tüm bilim dallarındaki toplam
bilgi ve uygulamaları içeren en kapsamlı kavramlardan biridir. Bilim, daha
çok nesnel verilere dayalı olarak gelişip ilime doğru emekler. Daha çok
öğretim kavramı ile ilişkilidir. Bilim varlıkları, olguları, olayları ve
süreçleri tanımak için bir araçtır. İlim havuzunda, tüm enerji halleri ve varlıkların (sanal, nesnel, yarı sanal) yapısı ve gerçek ilişkilerin sembollerle denklemsel ifadesi Matematiktir. Varlıkların yapısı ve aralarındaki ilişkilerin sembollerle denklemlerini ifadeden bilime Matematik denir. İlim havuzunda; madde (elementlerden), anti madde tabanlı birimlerdeki özgün ve mantıklı matematiksel denklem kümelerine dayalı enerji hallerinde hayat bulmuş;sanal, nesnel ve yarı sanal kişiliklere Varlık denir. İstatistik;matematiğin hayata uygulanışının mantık ve çoklu denklem sistemlerini içeren uygulamalı bir disiplin bilimidir. İSTATİSTİK BİLİMİ;Nesnel ve sanal bilimlerdeki;doğal, ampirik-mantıksal ilişkileri içeren tüm formülleri, analitik ilişkilerin şablon denklemlerini bir arada inceleyen ve uygulamaya koyan bilimdir. Diğer bir deyişle; bilinen tüm ampirik denklem ve ilişkisel mantık sistemlerinin şablon denklemlerini bir arada ve birbiriyle ilişkilerini çoklu disiplin mantık sistemleriyle uygulamaya koyarak; insanlığa, hazır paket mantık hizmeti veren ve zaman kazandıran bilimdir. İlim havuzunda nesnel hayat bulmuş varlıkları inceleyen bilime Doğa Bilimi denir. -Her bilim dalı bir çiçek kabul edilirse;Evrim Bilimi bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim gibidir (Grafik 1, Grafik 2). Bilimsel Açıdan Doğa
Ötesi: Bilim açısından henüz genişleme
boyutuna ulaşılmayan doğanın geleceğini ifade eder.
Yokluk:Hiç
bir şeyin olmadığı anlamına gelen yokluk kavramının karşılığı koca bir
yalandır. Yaklaşık; Yokluk=Yalan !! Yokluk kavramı hiçbir enerji
halinin olmadığı boyut/larla örtüşen bir kavram
olarak ifade edilmesiyle kavram
yanılgısını yaratmaktadır. Bu kavram, kayıp ve bilinmeyen kavramları
ile karıştırılmaktadır. Belki de;"Enerji Yoktan Var Vardan Yok
Edilemez"
prensibinin tanımı eksik veya mantıksızdır. Çünkü enerjisiz bir boyut
düşünmek mantıksızlık ve saçmalıktır. Doğadaki tüm döngüler bu
mantıksızlığın kanıtı olabilir!! ”Enerji
Kayıptan Var, Vardan Kayıp Edilebilir”
demek belki daha doğrudur veya mantıklıdır.
Sistem Zekası-Sistem Zeka Birimi;çevrenin ve ortam koşullarının;varlıkların ve enerji hallerinin;filogenik gelişim ve oluşum süresince;varlıklara ve değişik enerji hallerine ait sistemdeki/lerdeki döngüsel ve çekimsel etkileşimlerinin dinamik dengesine etkilerinin sanal aracına sistem zekası denir.Plazma boncuğu, sinir sistemi, kas sistemi, elektron, pozitron, atom, evren, robot zekası...vb zeka gibi. Bir sistemin çevreye uyum için gerekli minimum zeka konumu o sistemin sistem zeka birimini ifade eder. Gen- Sistem Zekası (Geçişken Zeka);Canlı ve cansız ortamlara uyum sağlayan ve her iki ortamdaki özellikleri taklit edebilen geçiş özelliği gösteren canlı ve yarı canlı varlıklarda görülen zeka çeşididir. Örn.ekosistem, virüs, spor,ahtapotlar, mürekkep, balıkları, tohum… vb. zakası Biyolojik Zeka;Doğanın ve çevrenin;filogeni, ontogeni ve gelişim sürecinde;organizmanın, gen sistemlerine çevre ile dinamik etkileşimli kayıt ürünü hayvani sanal araçtır. Gen Zekası ve Gen Zeka Birimi:Aslında canlı varlıklar yaşadıkları sürece değişen çevre koşullarına: en hızlı, en doğru ve en mükemmel; uyum sağlama, algılama, kavrama ve mantık sistemleri geliştirme, verimli değişimle sonuçlandırma ve hedefe ulaşmak, değişime uyum için gerekli-istenen yetenek ve özellikleri genlerine kayıt edilir.Buna kısaca değişen koşullara; gen-değişim ve uyumu kaydı denebilir. Bu kayd edilen özelliklerin bazıları zaman içerisinde ve evrimsel süreçlerde uygun koşullarda fenotipe(dış görünüme) yansıyacak şekilde, bedende yeşerir ve canlının hayatına güncellenir. Gen seviyesindeki kayıtların özgün gen ve ilişkili-etkileşimli gen kümesinden…vb prokaryot, tek hücreli...organ, beyin, sistemler, beden, populasyon, birliğe kadarki değişimlerin kalıcı sanal araçlarına gen zekası diye biliriz. Gen-zeka özellikleri doğadaki yapılarla-yasalarla, biyolojik yapılarla-yasalarla ve çoklu zeka kuramıyla örtüşmektedir. Kısaca;canlı ve yarı canlı varlıklardaki tüm zekalarının tabanı gen zekası birimine/lerine dayanır ve çoklu zeka tipleride onların etkileşimli tümevarım sonuçları gibi gözükmektedir. Gen zekası birimi, sistem zekası birimi ile ilişkilidir, ondan etkilenerek;gen değişim ve uyumu kayıtlarını yapar. Beyin;öncelikle nesnel bedenlerimizde özelleşen organlara ait gen zeka kümlerini ve gen görevlerini ilişkilendiren veya gen görevi ve zekaları ilişkilendiren yönetim merkezidir.Beyin nesnel ve zihinsel bedenlerimizin sürekli uyanık ve çalışan diri işlevsel kavşak ayağı gibidir. 0,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11, 13, 14, 15,16, 17, 18, 19 TOPLU BİLİMİ;toplumsal; yaşantı, zaman, eylem, olay, mekan, süreç, olgu…vb toplumsal açıdan her şeyi inceleyen bilimdir. -Canlı,
Cansız ve Araform Bilimlerinin doğal
şekillenmesi ve Evrim Bilimi ile geleceğin dirimsel
ve uygulamalı bilimi şekillenir. Bu bilim Doğa Bilimidir.
-Tüm
pozitif bilimlerin morfogenezisi doğa biliminde
hayat bulur. -Evrim
Bilimi doğadaki ve insandaki tüm özgün enerji halleri bilimsel olarak
deşifre edilip, doğa ötesi güç-teknoloji, tera
bilgisayarlar ve tera teknolojiyi kullanan
evrimle gerçek hayat hikayeleri açıklandığı zaman, Doğa Bilimi gerçek
konumunda hayat bulmuş olacaktır. Tüm
bilimler arasında ilişki kuran evrim; her bilim dalı bir çiçek kabul
edilirse; evrim bu çiçeklerdeki özgün balı toplayan bal arısı misali
topladığı balları “Doğa Bilimi” kovanlarındaki peteklere doluşturarak
ona geleceğe yönelik dirimsel hayat veren bilim
gibidir grafik
-Doğa
ve doğa ötesindeki: değişen süreçleri, benzerlikleri, ayrıcalıkları,
değişimleri; orijine ve kronolojik sürece göre (filogeni ve ontogeni mantık süreçleriyle) ilişkilendiren
doğa bilimidir. Evrim
Bilimi, beş duyuya dayalı verilere ilaveten, bilimsel ve teknolojik
gelişmelerle donanım bilgisini zenginleştirecektir. Bu zengin donanımı;
insanın uzaya açılmadan önce yer küresindeki ve uzaydaki tüm biyotik ve abiyotik
verileri oluşturmaktadır. Geçmişe bugüne ve geleceğe ait bu veriler bilimsel kurallarla filogenik-ontogenik
mantıkla ilişkilendirilerek günümüzde ve uzay çağında
uygulanacaktır. |
|
EVRİM
BİLİMİNİN UYGULAMA ALANLARI: I-Uzayda Evrim Biliminin
Uygulamaları: Örneğin bir gezegende bir bölgeyle ilgili klimatolojik, topografik, jeolojik, fiziksel vb. tüm biyotik-abiyotik bilimsel envanterleri almış olalım.
Bu yaşam yerine tüm doğal döngülere uyumlu en uygun hangi canlıları ekeceğiz? Ya da insanların bu ortama nasıl bir yaşam döngüsü kurması gerekir? Kuracaklarının sağlıklı çözümü ve uygulanması, yer küresindeki edinilen uygulanabilir sağlam verilere bağlıdır. Bu veriler de evrim bilimi ile ilişkilendirilerek toplanacaktır. Toplanan veriler; varlıkların filogeni ve ontogeni mantık sistemleriyle, bilgisayar ortamında simüle edilerek sonuçları pratikte test edilir. Yapılan testlerde bilgilerin uygulanabilirlikleri belirlenir. Bu uygulanabilir veriler yer küresinin filogenetik ömrü içerisinde hangi filogenetik paftasıyla örtüşüyorsa, o zaman dilimindeki fauna ve flora göz önünde bulundurularak ekim yapılır. Ünlü bilim adamı Craig Venter 2003 yılı Kasım ayında yaklaşık 5000 baz
uzunluğunda bir virüs genomunun yapı taşlarından iki hafta gibi rekor bir
sürede bakteri virüsü sentezlemeyi başarmıştır. Bakteri virüsü 0X174'ün
5386 baz uzunluğundaki genomunun kimyasal olarak sentezlenmesi yalnızca 14
gün sürmüştür.Bu bilimsel çalışmaların ileride, çeşitli gametleri,
zigotları ve mikroorganizmaları canlı yapı taşlarından elde etme aşamasına
ulaşacağı kesindir. Hatta evrim biliminde filogeni ve ontogeni
mantık-kurallar sisteminin çevre ile ilişkisi doğru deşifre edilirse,
hangi ortamda hangi gen sisteminin yaşayabileceğinin çözümü de ortaya
çıkmış olacaktır. Basitten hareketle, taksonların gen sistemi ile yaşam yerleri arasındaki
ilişki kombinezon olasılıkları hızlı (tera-kuantum) bilgisayarlarla ilişkilendirmek,
hesaplamak zor olmayacaktır. Örneğin 266 bit uzunluğundaki bir code'un şifresinin çözülmesi gerektiğinde, en hızlı
dijital süper bilgisayar, şifresini çözmek için 14 milyar
yıldan fazlasına ihtiyaç duyuyor. Buna karşılık,
bir kuantum bilgisayarı, çözümü birkaç dakika içinde bulabiliyor.
Bununla beraber insanlar
çeşitli canlılara ait
dondurulmuş zigot, yumurta ve gamet stoklarıyla
da uzaya açılacaktır.
Bu çalışma alanında zaman
kazanmak ve veri almak için, organizmalar arasındaki evrimsel yakınlık
spektrumunu doğru tespit etmeliyiz. Bunu gen sistemleriyle ilişkilendirip
organizmalar arasındaki filogeni-ontogenin; benzerlik, değişim, geçiş ve nötr gen sistemleri haritalarının
çıkarılması gerekecektir. Sonuç olarak eksik te olsa yeryüzündeki
canlılara ait filogeni-ontogeni gen haritası çıkarılmış olacaktır. Bu gen haritalarının
bilgilerine dayalı olarak, benzer ve yakın genlerin değişen çevre
koşullarına bağlı olarak gösterdiği uyumun değişim süreci; gen aktarma ve
yapay yaşam oluşturma teknikleri bize çok zaman kazandıracaktır. Örneğin; kuramsal olarak bir bakteriden bir
ortamda başka bir bakterinin evrimleşmesi için 30 yıllık bir sürecin geçmesi gerekmiş olsun. Bugünkü teknoloji
ve gen aktarımı yöntemleri geliştirilerek 30 yıl beklememize gerek kalmayacaktır.
Evrim
Bilimi ile edindiğimiz sağlıklı bilgiler yer
küresindeki sanal ve gerçek verilere dayalı olarak, mevcut teknolojiyi
kullanarak, karşılaştığımız ortamlarda ne tip gen
kombinezonlarını içeren sistemleri-canlıları
ekeceğimizi önceden bilmemiz mümkün olacaktır. Kısaca bakterinin gen
kombinezonları ile 30 yıl sonra oluşan bakterinin gen kombinezonları
arasındaki farkı teknolojik gelişmelerle, gen aktarımları teknikleri ile
ve yapı taşlarından gen
üretimi ile bugün üretebilirsek ve
uygulayabilirsek o zaman biz uzayda evrimi ışık hızıyla uygulamış
olacağız |
|
1-Biyotik
süreç: Yer yüzündeki bütün canlı
varlıkların zamana bağlı biyolojik gerçek hayat hikayeleri (filogeni – ontogenileri)
ve gelecekleri ile ilgili gerçek bilgi edinmektir.
2-Abiyotik
süreç: Zamana bağlı olarak biyolojik
gerçeklerin cereyan ettiği mekan ve olayların oluştuğu habitatlarında
fiziksel ve kimyasal bilgi edinmektir. 3-Uygulama alanının biyotik süreçlerine olumlu tepki verebilecek olası
taksonların biyotik ve abiyotik
döngülerinin simülasyonları ve uygulanabilirlikleri, alana uygulanabilecek
olası döngüler ve taksonların
belirlenmesi gereklidir. 4-Bu uygulamalara geçilmeden önce yer küresindeki birim alanların
abiyotik-biyotik
süreç -olgu haritaları verilerinin çıkartılması, yeryüzünün mevcut ve
gelecekteki abiyotik süreçlerin değişimine
bağlı olarak yeni biyotik süreçlerin ve
döngülerin başlatılması konusunun en azından dijital ortamda hazırlanması
ve doğruluğunun da test edilmesi gerekir. Uygulamaya geçilmeden önce birim alanla uğraşırken yapacağımız
değişikliklerin biyosferdeki diğer döngülere tesirini ve etkileşimini
pozitif, negatif ve nötr olarak değerlendirmemiz gerekecektir. Örneğin;
uzaya açılmadan önce yer küresinin birim koordinatlarındaki topografik, iklimsel ve biyotik envanteri geçmiş ve geleceğe yönelik
kaydedilmelidir. Sonra bu habitatta var olan biyotik döngülerin dışında farklı hangi
kombinezonların sığdırılabileceğine bakılmalıdır.
5-Yer küresindeki abiyotik ve biyotik
döngülerin ve süreçlerin bilgisayar ortamına simüle edilmesi; gelecekle ilgili doğru tahminlerde
bulunmamıza yardımcı olacak ve başka gezegenlerdeki biyolojik döngü mayalama aşamalarına yardımcı olacaktır.
6-Biyotik-abiyotik
süreçler, döngüler ve organizmaların gen sistemleri arasındaki doğal
ilişkiler ve kuralların disiplinize ve
kategorize edilmesine geçilir. Bu çalışmalara
yer küresi ve diğer uzay ortamları için yapılmaya devam edilir. Bu
çalışmaların sonuçları gelecek nesillerimiz için çok büyük önem taşır.
|
|
EVRİM DİN VE BİLİM KAOSUNUN KÖKENİ VE ÇÖZÜMÜ
Bilim ve din arasındaki en
büyük çelişkiler ve çıkmazlar, Batının Ortaçağ döneminde başlamıştır.
Ortaçağ dönemindeki din fobisi, materyalizme ve bilimin popülaritesine
eklenince sonuçta bütün inanç sistemlerine bu perspektiften bakmak doğal
bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemiz de bundan nasibini almıştır.
Son yıllarda yapılan
araştırmalar, özellikle Mars’tan getirilen kayaçlar üzerinde yapılan
incelemelerde nano-bakterilere benzer mikro
organizmaların varlığı, çoğu bilim insanları tarafından kabul görmüştür. Galapagos adalarındaki, bitkilerin %42'si, kara
kuşlarının %75'i, sürüngenlerin
%91'i ve memelilerin tümü adalara özgü neo endemiktirler.
Ontogenik ve filogenetik gelişim mantık sistemleri dikkate
alındığında, endemiklerin oluşum nedenleri ve
işleyen evrim mekanizmalarının mantık sistemleri bir arada disiplinize edildiği zaman, uzaydaki canlıların yer küresindekilere benzeşim
olasılık oranları; ilkel prokaryotlara doğru % 100’e
yaklaşırken, insan ve diğer gelişmiş canlıların benzeşim olma olasılığı %0’a doğru yaklaşılır
gibi gözükmektedir. |
|
TARTIŞMA VE SONUÇ İnsan beyni ışık hızından daha hızlı düşünen ve sağlıklı düşünme yeteneklerine sahiptir. İnsan düşünsel yeteneklerini, zihinsel kapasitesini ve zihinsel araçlarını doğru kullanarak doğayı aşabilir. Zihinsel-bedensel araçlarla, sağlıklı bilgilerle ve doğru tercihlerle teknolojik evrim bilimi ile kendimizi donatıp geleceğimizi hazırlamalıyız.Bu sayede;irademiz ve doğru tercihlerimize dayalı evrimleşme çizgilerini ve doğayla uyumlu yaşama koşullarımızı hazırlamayı ele geçirmiş olacağız. Çünkü insan gelecekteki değişimleri bu şekilde aşamazsa, doğa yasalarıyla işleyen çarklar arasında malzeme, yok olmak veya döngünün bir elemanı olmaktan kendisini kurtaramaz. Geleceğin tartışmasız zorunlu bilimi, biyolojinin ve evrim bilimi ile birlikte, diğer tüm bilim dallarını doğal döngülere uyumlu-doğru ilişklendirilmesi ve verimli-uyumlu canlı-cansız döngülerin yaratılması için, öneminin tüm bilim insanlarınca desteklenmesi gerekmektedir. Bu zaruretin acısını yakın geçmişimizde yaşadık. Biyolojik döngüler dikkate alınmadan uygulamaya konulan abur cubur uygulamalar, Müsrif Teknoloji , Patojen teknolojik buluşlar bu günkü çevre sorunlarının baş nedenleridir. Belkide 21. yüzyılın gözde bilimi, biyoloji merkezli evrimle ilişkilendirilmiş tüm temel bilimleri içeren "Doğa Bilimidir". Grafik I ve Grafik II İnsanın biyolojik bilincinin teknolojiye hakimiyetinin önemi ve nedeni gerekçeleriyle tüm bilim insanlarınca iyi bilinmelidir. Evrim Biliminin, bilimlerin merkezinde olması ve bilimsel ilişklendirmedeki önemi doğru vurgulanmalıdır. Verilen biyoloji derslerine ilave olarak, uzay biyolojisi dersinin evrim dersi ile ilişkilendirilip lisans ve yüksek lisans derslerine konulması gerekir. Matbaa ve Evrim Biliminin tümünü reddetmek (Evrim ya da Darvin psikozu) cehaletin psikozudur. Matbaa ve evrim cahilleri ile iddialaşıp zaman kaybetmektense, bilenin bilmeyenin (cahilin) halinden anlama olgunluğunu göstererek çalışmalarımıza devam etmeliyiz. Bilim ve Din cahillerine yararlı olabileceğimiz davranış, ilişki ve tepki kombinezonları geliştirmeli ya da gerekirse onlardan uzak durmaktır. Aksi taktirde onlarla iddiaya girmek ve uğraşmak, toplumsal denklemlerde bulunması gereken mutlak sabiteleri veya değişmezleri değiştirmeye kalkışmak;hem cehalettir, hem vakit kaybı hem de toplumsal huzur denklemini kısır tartışmaların kaosuna sürükleyip berbat eder. Belki de Evrim Bilimine çok uzaktan bakışımız ya da evrim mekanizmasını bir kompleks yapı olarak eksik ya da yanlış algılayışımız; bizi evrim bilimi, evrim prensipleri, evrim mekanizması ve evrim teorisi özgünlüklerinin birbirine karıştığı konumlarda kaosa sürüklemektedir. Evrim Bilminin lisanı o kadar açık ve berraktır ki küçük benzetmelerle bile izahı mümkündür. Örneğin; bir kitap düşünelim; kitabın tamamı -Türkçe yazılmış olduğu farz edilecek olursa, 29 harfin ard arda sıralanmasıyla oluşmuştur bu harflerin belli bir sistemle yan yana gelerek bir konuyu açıkladığını düşünelim. DNA daki alt ünitelerin örneğin, bazların dizimi çeşitlilik gösterdikçe tür çeşitliliği de söz konusudur. Ancak bu dizilim belli kurallara göre oluştukça anlamlı sonuçlar ortaya çıkar. Kitaptaki kelimeler ve harfler dilin belli kurallarına göre yer değiştirdikçe anlam kazanır.Bu anlamlı kelimeler arasında her zaman mantıklı geçiş formları aramak belki mantıksızlıktır. Fiolgenetik açılım ile ontogenetik döngü arasındaki anlamlı fark belkide budur. |