Vahşi Çete Yaşayan Fosil Vanpiro Tetis 118 dk

 

Birçok hayvan var ek beslendiğinden sürekli var ekin varlığını nasıl sürdürdüğü merak edilir. Deniz samurlarının derilerinin altında onları sıcak tutacak kalın yağ tabakası bulunmuyor. Monteye körfezi su soğuk olduğundan enerji ve vücut sıcaklığını korumak için sürekli yemek yiyorlar. Besin değeri yüksek ve güçlü ışınları sayesinde yüzeyde bol miktarda var ek ve foto planktonlar bulunur. Sığ altı sularda derin deniz organizmaları zengin bir besi değeri olan deniz karına dönüşür. Kaliforniya mürekkep balığı normalde 300m derinlikte yaşar. Sonbaharda ise çiftleşmek için sığ sulara geçerler. Çiftleşen erkekler yorgun düşer ve denizin dibine düşerek ölürler. Dişilerde parmak şeklindeki uzun yumurta keselerini zemine yapıştırarak ölürler. Dr. Robins vanpirotetisi canlı yakalamak istiyor. Vanpirotetise yaşayan fosil deniliyor. 8 ve 10 kalıp türlere ayrılmadan önce mürekkep balığı ile ahtapotun atası olarak biliniyordu. Mürekkep balığı ve ahtapotun atası olarak bilinir. Vanpirotetis yaşayan bir fosil. Yaklaşık 100 yıl önce Antarktika ve Hint okyanusunda Alman araştırma gemisi tarafından vanpirotetis keşfedildi.1400m derinliğinde sıra dışı bir yaratık çıkar. Derisi siyah ve gözleri kırmızıydı. Ahtapot ile mürekkep balığı arasında bir şey gibiydi. Sadece görüntüsü yüzünden cehennemden gelen Vampir mürekkep balığı deniliyordu. Sonra Japonya kıyıları açığında başka bir örnek bulundu. Bu defa garip bir özellik insanların dikkatini çekti. Kolları arasında ipliğe ya da organa benzeyen iki tane uzantı görüldü. Bu uzantılar vanpirotetisin mürekkep ya da ahtapot değil de daha ilkel bir canlı olduğunu gösterdi. Ekip abise inerken sıra dışı bir şey fark ediyor.400m derinlikte güçlü bir avcı olan fronimayı görüyorlar. Keskin pençeleriyle salt olarak denizanalarına yapışan bir parazittir. Daha sonra Yumurtalarını ev sahibinin vücuduna bırakıyor. Yavruları için oksijeni ebeveyni yüzerek sağlıyor. Fronima yılın bu mevsiminde tek çoğalan deniz organizması değildir. Yüzeydeki deniz zenginliklerinin abise ulaşması yaklaşık üç ay alıyor. Bu da derin denizde büyük bir hareketliliğe yol açıyor. Ve araştırmacılar bazen sıra dışı olaylara tanık oluyor. Bu denizanalarına deniz üzümü de denilmektedir. Bunlar yaklaşık 2cm uzunlukta küçük triforlardır. Avlarını yakaladıklarında deniz üzümleri oltaya takılan bir balık gibi çeker. Sonrada kafasının üzerindeki ağzı ile avını yiyor. Deniz üzümünden daha büyük olan tiroforda yiyecek arıyor. Durum değişiyor ve aniden deniz üzümü de menüye dâhil oluyor ve onu yiyor. Bütün avcılar bu kadar hareketli değildir. Avlanmaya çıkmış bir tuniket akıntının zooplanktonları doğruca ağzına sürüklemesini bekliyor. Her şeyden habersiz ava yeterince yaklaşınca aynen topu saran bir bezbol eldiveni gibi kafasıyla hayvanı kavrıyor. Sonrada avını ağzının içinde sindiriyor. Derin denizde mürekkep balığı besin zincirinin en üst halkasındadır. Mürekkep balığı avına gizlice arkadan özel dokunaçlarıyla saldırır. Yılan balığı hayatta kalmak için eşsiz bir yöntem geliştirmiştir. Yaklaşmakta olan kairotetisi görünce bir daire oluşturup hareketsiz kalıyor. Yılan balığının mürekkep balığının yemediği bir denizanasını taklit ettiği sanılıyor. Vanpirotetis oldukça sakin bir durumdayken kıvrık dokunaç organları bulunuyor. Kaçmak için ani bir hamle yapmadığı görülür. Kollarının arasında iki tane kıvrık dokunaç görülüyor. Bunlar vanpirotetise özgü organlar ve ilk kez japonyada yakalanan örnekle tanımlanmıştır. Bu organlar vanpirotetisin minimum oksijensiz ortamda yaşamasını sağlayan gizli bir silah olarak görülüyor. Kıvrık dokunaçlar açılınca boyu 1mden daha uzun oluyor. Ve vanpirotetisi nerdeyse hareketsiz kalıyor. Bunları yaklaşan avı için kullandığı hemen hemen kesin. Bu kadar oksijensiz bir ortamda bu şekilde enerji tasarrufu da yapılıyor denilebilir. Esnek dokunaçları gövdede sert bir iskelete bağlı olduğu görülüyor. Sonra bu avı yakalamaya çalışırlar ve bir yanlış hareketle avı kaçırabilirler. Nihayet sonunda yakalanır. Oradanda Dr Robansın araştırma enstitüsü laboratuarına nakledilir. Özel bir tanka oksijeni az ve düşük bir ortama bırakılır. Vanpirotetisi bu tutsak yaşamda hiçbir şey yemiyor. Bu durumdan dolayı metabolizması son derece düşüktür. Ancak bilim adamları artık vanpirotetislerin şuan ki yaşam alanlarında evrim geçirmediğine inanıyorlar. Suda yaşayan avcı bir sürüngen olan plesiosaur fosili ve Japonyanın Okaydo adasında rastlanılır. Midesinde fosilleşmiş bir gaga bulundu. Toplam olarak bunun gibi on iskelet vardır. Analizler bunun vanpirotetisin atalarından birisinin gagası olabileceğini gösteriyor. Gaganın boyutu bugünkü hayvanların büyüklünden yaklaşık üç kat büyük olduğunu yani 1m’den büyük olduğu görülüyor. Plesiosaur’un boyu 10m’den daha büyük olduğu görülüyor. Hızlı ve acımasız bir avcı olan bu hayvan sığ sularda avlanıyordu. Bu plesiosaurlar sığ denizlerde yaşadıklarından dolayı tarih öncesi zamanlarda vanpirotetislerin abislerin derinliklerine kaçtığını gösteriyor. Trifor bir tehlike ya da tehdit hissettiğinde kendi ışıklarını üreterek hipnotize hareketlerle canlıları şaşırtıyorlar. Bazı canlıların vücutlarında daha fazla fotofor olduklarından dolayı tüm vücutları aydınlanır. Tomopteris uzantılarının ucundan ışık yayıp potansiyel düşmanlarını uyarmak için parlak bir mukoza salgılıyor. Baazı hayvanlar ise olduklarından daha büyük göstermek için ışıltılı partiküller yayarlar. Perifila derin denizde yaşayan bir denizanasıdır. Işık üreten canlılar sadece deniz hayvanları değildir. Deniz kalemi abisin dibinde yerleşik bir yaşam sürdürüyor. Potansiyel bir avcı yaklaşırsa veya vücuduna yaklaşırsa deniz kalemi uyarıcı bir ışık dalgası üretiyor. Ancak biyo aydınlatma avcılara karşı her zaman koruyucu olmayabilir. Başarılı avcıların biyo aydınlatmadan yararlandığı sanılıyor. En sık rastlanılan balıklardan biride fener balığıdır. Fener balığının bu ismi almasının sebebi vücudunun yan tarafında boncuğa benzeyen ve ışık saçan organ dizileri bulunur. Kero tetis, mürekkep balığı ve diğer derin deniz avcıları alacakaranlıkta hareket eden bir siluet arayarak avlarının yerlerini bulabilir. Vanpirotetis aniden açılarak zar tamamen sararak görüntüsünü tehlikelere karşı değiştiriyor. Son derce hassas ve gelişmiş ışık üreten organları bulunuyor. Bunlar bir çift parlak göze benziyor. Araştırmacılar bunun potansiyel avcılar için çok caydırıcı olduğunu düşünüyor. Dokunaçlarını hareketsiz bırakan vanpirotetis çok az oksijenli ortamda avlanmak için fazla enerji gerektirmeyen etkin bir yoldur. Sonra dokunaçlarına bir balık ya da karides dokununca vanpirotetis hemen avın üzerine atlıyor. Zarını kullanarak avını sarıyor ve yutuyor. Bu oksijeni az olan ortamlarda bile sinsi avcılar dolaşıyor. Yaklaşmakta olan mavi köpek balığını gören vanpirotetis ışık saçan organlarını çalıştırıyor. Aynı zamanda zarını ters çevirip gözünü kapatıyor. Dr.Robins sayesinde en derin denizlerde bile yaşamını zorluklarla geçiren hayvanlar hakkında bilgi sahibi olduk.

 

Aşağıdaki Soruların Cevapları Filmin Ayrıntıların da vardır

1-Vanpirotetisler düşmanlarına karşı kendilerini nasıl savunurlar?

2-Vanpirotetisler evrim geçirmiş olabilirler mi?

3-Vanpirotetisler ilk defa hangi ülke tarafından bulunmuş?
4-Bilim adamlarına göre tarih öncesinde vanpirotetisler nerede yaşıyordu?
5-Zıt tonlama yöntemini hangi hayvanlar kullanır?
6-Kerotetisle fener balığının kullandıkları benzer yöntemler nelerdir?
7-Vanpirotetisler köpek balığından uzaklaştığını nasıl gösteriyor?