Duyular
DOKUNMA DUYUSU

6.1. Dokunma Algısı

Dokunma duyusu, geleneksel 5 duyunun içinde yer alsa da, onlar gibi bir “özel duyu” olarak incelenmez. Bunun nedeni, farklı uyaranlar etkisiyle farklı şekilde ortaya çıkabilmesi ve dokunma duyusu için özelleşmiş tek bir organın bulunmamasıdır.

Dokunma duyusunda görev yapan almaçlar, vücudun dışını saran deride ve vücudun iç boşluklarını astarlayan epitel dokuda, iskelet kaslarında, kemik ve eklemlerde, iç organlarda ve damarlarda bulunurlar. Bu duyuda görev yapan almaçların farklı tipleri bulunur ve her almaç tipinde oluşturulan sinyaller farklı şekilde işlenir. Bu nedenle, dokunma algısı bütün olarak ele alındığında, bir bedensel duyular sisteminden (somatosensör sistem) söz etmek gerekir. Bu sistem içerisinde yer alan almaçlar, dokunma hissinin yanında sıcaklık, ağrı ve acı, soğuk ve sıcak gibi uyaranlara karşı da tepki verebilecek çeşitliliktedir.

Diğer tüm duyu sistemleri gibi, bu sistemde de özgül uyaran varlığında almaçta uyartı meydana getirilir ve işlenmek üzere sinir sisteminin ilgili bölümüne gönderilir.

6.2. Farklı Canlılarda Dokunma Duyusu

Dokunma duyusu, canlıların hemen hepsi için son derece önemlidir. Bu nedenle, çeşitli canlı gruplarında dokunma hissi için özelleşmiş olan çok sayıda farklı mekanizma geliştirilmiştir. Örneğin, sucul omurgasızların çoğunda, suyun hareketini hissetme yeteneğinde yapılar bulunmaktadır. Suda herhangi bir hareket meydana geldiğinde, bu yapılar sayesinde, hayvan kendisine dokunulmuş gibi hisseder ve tepki oluşturur.

Dokunma duyusu, böcekler için de büyük önem taşımaktadır. Böceklerin en iyi bilinen duyu organları, “sensilla” olarak bilinen duyu kıllarıdır. Bu duyu kıllarının ucu diken gibi sivri olan (sensillum trichodeum), kapak şeklinde olan (sensillum campaniformium), küt ve basık şekilli olan (sensillum basiconicum), kılsız olup yalnızca bir zardan oluşan (sensillum placodeum) ya da derine çökük halde olup sivri bir kıl taşıyan (sensillum ampullaceum) tipleri bulunur. Özellikle ağız parçaları ve bacakların tarsusları civarında bulunan, diken tipli ve kapak şeklindeki duyu kılları, dokunma duyusu için özelleşmiştir. Bu duyu kılları, başka cisimlerle fiziksel teması algılamanın yanında, havadaki hareketleri, hava basıncındaki değişiklikleri ve böceğin dış kabuğunda meydana gelen gerilim farklarını da algılayabilirler.

Kuşların “Herbst cisimcikleri” olarak adlandırılan dokunma almaçları, ayaklarında, gagalarında ve dillerinde bulunur. Gagalarını oyuklara sokarak böcek avlayan kuşlarda, gaga üzerindeki dokunma almaçları özellikle daha iyi gelişmiştir. Bu sayede, gagalarının girdiği oyukta böcek olup olmadığını hissederek anlayabilirler. Bazı kuşların, gagalarındaki almaçlar yardımıyla dip çamurunun ya da kumun altında saklanan avlarının yerini tespit edebildikleri düşünülmektedir. Ayrıca, kirpik benzeri sert ve kısa tüylerin de (bristle), kuşlarda dokunma duyusunda görevli olduğu varsayılmaktadır.

Omurgalılarda genel olarak, dokunma duyusundan sorumlu olan almaçlar vücudun her tarafına yayılmıştır. Bu sistem en gelişmiş halini memelilerde almıştır. İnsan derisindeyse, birim yüzeye düşen dokunma almaçları, diğer tüm primatlara kıyasla daha fazladır. Bu nedenle de, özellikle deri temasıyla karşı karşıya kalınan uyaranlara karşı insan derisi çok daha hassastır. Örneğin, içi sıcak suyla dolu bir kovaya bir şempanze ve insan aynı anda elini sokacak olursa, insan elini hemen geri çeker, ama şempanzede bu davranış gözlenmez.

6.3. İnsan Derisinin Yapısı

Dokunma ve basınç duyuları, aynı tip almaçlar tarafından algılanırlar. Yalnızca bu almaçların yerleri farklıdır. Basınç duyusu, derindeki dokuların uyarılması sonucu oluşur. Dokunma duyusunu ortaya çıkaransa, derideki ya da derinin hemen altındaki dokularda bulunan almaçların uyarılmasıdır. Titreşim (vibrasyon), gıdıklanma ve kaşınma duyularının da dokunma almaçlarınca algılandığı bilinmektedir.

Dokunma almaçlarının 7 farklı tipi bulunur.
1) Serbest sinir uçları:
Derinin her bölgesinde ve diğer bazı dokularda bulunurlar. Özellikle dokunmaya ve basınca karşı duyarlıdırlar. Gözün korneasında yalnızca bu tip almaçlar bulunur. Ağrı-acı hissinden de bu yapılar sorumludur.
2) Meissner cisimcikleri:
Bir kapsül içinde sinir uçları taşırlar. Parmak uçları, avuçlar, ayak tabanları, yüz ve dudaklar gibi derinin kılsız olan kısımlarında bulunurlar. Çok özel duyarlılıktaki dokunma almaçlarıdır. Hafif cisimlerin deri üzerindeki hareketlerine duyarlıdırlar. Çok hassastırlar ve çok çabuk uyum kazanırlar.
3) Merkel diskleri:
Daha çok basınç ve yüzey dokusu bilgisi sağlayan dokunma almaçlarıdır. Genel olarak vücuttaki dağılımları geniştir. En fazla parmak uçlarında, parmak izi kıvrımlarının içinde ve avuç içlerinde bulunurlar. Görme engellilerin Braille alfabesini okuyabilmelerinden, Merkel diskleri sorumludur.
4) Ruffini organları:
Derinin alt tabakalarında ve derin dokularda yer alırlar. Esas olarak basınç duyusunun oluşumundan sorumludurlar. Eklem kapsüllerinde de bulunurlar. Eklemlerin hareketi, dönme dereceleri ve açıları hakkında bilgi vericidirler (kinestetik duyumsama). Vücudun kendi sıcaklığından daha yüksek sıcaklıklara karşı da duyarlıdırlar.
5) Pacini cisimcikleri:
Sıklıkla vücudun derin dokularında ve eklem yerlerinde bulunurlar. Dokuların hızlı hareketleriyle uyarılırlar ve çok kısa süre içinde uyum kazanabilirler. Özellikle yüksek frekanslı titreşimlere karşı duyarlıdırlar. Oval şekilli bu almaçların çevresi bağ doku tabakasıyla kaplıdır.
6) Krause bulbusları:
Vücut sıcaklığından daha düşük olan sıcaklıklara karşı duyarlıdırlar. Gözün konjunktivasında, dudaklarda, dilde, bazı eklem yerlerinde ve eşey organlarında bulunurlar.
7) Kıl sonu organları:
Vücut üzerindeki kılların alt kısmındaki sinir lifleridir. Kolay uyum kazanan dokunma almaçları olarak işlev görürler. Kılların hareketi, vücut yüzeyindeki nesnelerin temasını ve hareketini saptamaya yardımcı olur.

İnsan beynindeki primer somatik duyusal alan ve dokunma duyusunun merkezi, parietal lobun postsantral girus bölümündedir. Uyaranın vücudun doğru yerinde hissedilebilmesi, beynimizdeki dokunma merkezinde, vücudun her bölgesine ait ayrı bir bölüm bulunmasının bir sonucudur. Yani, uyartıyla birlikte, bu uyartının vücudun hangi bölgesinden kaynaklandığı bilgisi de beyne gider ve bu bilgiye göre beynin ilgili bölümünde işlenir.

Beyinde, 2 somatik duyusal alan bulunmaktadır. Bunlardan ilki, santral fissürün hemen gerisindedir, ikinci duyusal alandan çok daha geniş ve daha önemlidir. Ayrıca, birinci duyusal alandaki vücut bölgelerinin lokalizasyonu daha yüksek derecelidir.

Vücut kısımlarının beyinde denk geldiği ilgili alanları orantısal olarak gösteren harita “homunculus” olarak bilinir. Bu haritalamaya göre dudaklar, eller, ayaklar ve eşey organları, vücudun en fazla duyu almacı taşıyan kısımlarıdır. Bu haritalama, nörolojide “beynin içindeki küçük adam” olarak tanımlanan bir tür heykelcikle de gösterilir.


TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi - Ekim 2008